Anasayfa   Başkonsolosluk Hakkında   Çin-Türk İlişkileri   Konsolosluk Hizmetleri   Ekonomik-Ticari İlişkiler   Çin Hakkında   Başkonsolosluğun Sorumlu Bölgeleriyle İlgili   İstanbul'a Gelmek İçin Bilmek Gerekenler 
   Ana Sayfa > Haberler
 
Başkonsolos Cui Wei'nin 14 Ocak NEVBİAD Toplantısındaki Konuşması
2020/01/15

Sayın NEVBİAD Üyeleri ve Konukları

Hanımefendiler, beyefendiler ve değerli arkadaşlar, merhaba!

Yeni yıl, yeniliğiyle bütün her şeyi yeniler. Ben de o yenilikle, değerli Kazım Bey’in daveti üzerine, bugün, Nevşehir Bürokratlar ve İş adamları Derneği’nin Çin-Türkiye ekonomik ve ticari iş birliği temalı bu etkinliğinde yer aldığım için çok memnun oldum. Burada birçok eski dostumu gördüm, tabii ki yeni arkadaşlar ile de tanıştım. Bu vesileyle, eski ve yeni dostlarımın yeni yılını kutlarım.

Son yıllarda, Çin Türkiye iki ülke ilişkileri derinleşerek gelişti, ekonomik ve ticari iş birlikleri de günden güne daha da pekişti.

2019 yılında Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Çin Devlet Başkanı Sayın Xi Jinping ile iki kere bir araya geldi, ‘Kuşak Yol’ inisiyatifi ve ‘Orta Koridor’ stratejisini birbirine bağlamak konusunda ve iki ülke arasında çeşitli alanlarındaki somut iş birliklerini daha derin ve daha somut bir yöne teşvik etmek konusunda hem fikrine vardılar.

Ticaret tarafında, Türk tarafının rakamına göre Çin, şu an Türkiye’nin üçüncü en büyük ticari ortağı olmasının yanında Türkiye’nin en büyük ikinci ithalat kaynağı konumundadır. 2019 yılı Ocak-Ekim dönemindeki Çin ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi 19,08 milyar Amerikan dolarıdır. Türkiye’den Çin’e 2,37 milyar dolar ihracat gerçekleşmiştir, Çin’den Türkiye’ye ise 16,71 milyar dolar ithalat gerçekleşmiştir. Daha önemlisi, dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre %14,2 oranında azalmış, ikili ticaret sağlıklı ve dengeli bir yönde gelişmeye devam etmiştir.

Bu iki yılda, Türk girişimciler, İlk ve İkinci Çin Uluslararası İthalat Fuarlarına aktif olarak katıldı, 2019 yılında 58 Türk girişimci Şangay’da düzenlenen bu fuara katıldı, Türkiye, toplamda 1496 metrekare alan ile 2018 yılındaki sayının iki katına ulaştı.

Yine 2019 yılı Ocak-Kasım ayları arasında, Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısı geçen yılın aynı dönemine oranla %9,13’lük artış ile 400 bin kişi sayısını geride bıraktı.

Yatırım tarafında, 2019 yılın kasım ayına kadar Türkiye’de Çin’den yatırım stoku 2,78 milyar doları hacmine ulaştı. ICBC, COSCO SHİPPİNG, Huawei, Ali Baba gibi Çin’in tanınmış şirketleri Türkiye’ye yerleşti böylece yerel ekonomik ve sosyal kalkınma teşvik edildi, istihdam sağlandı ve iki ülkenin somut ve dostane iş birliklerine katkıda bulunuldu.

Çin ve Türkiye hem önemli gelişmekte olan pazarlar, hem de gelişmekte olan büyük ülkeler olmasının yanı sıra, G20 üyesi, birlikte inşa edilen ‘Kuşak Yol’ inisiyatifinin doğal partneridir. Son dönemde, iki ülkenin ekonomik ve ticari işbirlikleri çok önemli başarılar elde etti. Ama bence, iki ülkenin kapasitesi ile karşılaştıracak olursak, hala yeterli değil. Başka bir deyişle, başka önemli ‘Kuşak Yol’ güzergah ülkeler ile kıyaslayacak olursak, Çin Türkiye ekonomik ve ticari iş birlikleri için hala çok büyük bir potansiyel söz konusudur.

Çin’in kendi ekonomisi açısından bakarsak, 2019 yılında Çin’in toplam ekonomik hacmi 100 trilyon yuan’a çok yakın olacak. Yani 14 trilyon doları. Dünya’nın ikinci büyüğü konumunda ve küresel ekonomik büyümeye katkısı %30 oranındadır.

Aynı zamanda, Çin 1,4 milyarlık nüfusuyla büyük bir pazar. Çin, imalat sanayi ve mal ticaretinde en büyük ülke; mal tüketimi, dışarıya yatırım yapan ve yabancı sermaye çeken en büyük ikinci ülke konumundadır. Ayrıca Çin, en geniş turizm pazarına sahip ve döviz rezervi konusunda yıllardır aynı yerinde, dünyada birinci sırada yer alıyor.

Şuan dünya ekonomisi çeşitli risk ve zorluklar ile mücadele ediyor ve bazı ülkeler türlü oyunlarla Çin’in gelişmesine engel olmaya çalışıyor. Ama Çin ekonomisinin istikrarlı ve uzun vadeli iyileşmenin temel eğilimi değişmedi. Başkan Xi Jinping, Çin ekonomisini denize benzetiyor, yani, Fırtınalar küçük göletleri ters düz edebilir fakat aynı fırtınanın denize sözü geçmez.

Çin’in yabancı ekonomik politikaları tarafından bakarsak, yakın geçmişte Çin Komünist Partisi 19. Merkez Komite’nin 4. Genel Kurulunu düzenledi, tek konu vardı o da sistemleri incelemek. Onlardan biri kazan-kazan işbirliği üst düzey açık ekonomi sistemi teşvik etmekti.

Bu arada şunu vurgulamak isterim. Eğer Çin’i anlamak, Çin’i araştırmak, Çin ile ticaret yapmak ya da işinizi büyütmek isterseniz, mutlaka Çin Komünist Partisini takip etmelisiniz.

Yeni Çin Halk Cumhuriyeti 70 yıllık tarihinde çok önemli başarılar elde etti, batılı ülkeler yüzlerce yılda ancak tamamlanan sanayileşme sürecini biz onlarca yıl içinde bitirdik. Bu sonuç gökten inmedi ya da birisi tarafından Çin’e verilmedi. Çin kolay yolla elde etmedi başarısını. Gözler önündeki bu başarı, Çin Komünist Partisi’nin bilimsel politikaları sayesinde, bütün Çin halkının birlik beraberliği ile büyük emekleri sonucunda verdiği teriyle elde edildi.

Merkez Komitenin 4. Genel kuruludan önce uzun zaman hazırlık yapıldı. Sistemin nasıl güçlendirileceği ve yönetileceğine ilişkin kararname taslağı 6 aydan fazla bir sürede hazırlandı. Tüm partiden ve yurt genelinde görüş almak ve Çin'in yönetim sisteminin ve kapasitesinin modernizasyonu için özel rehberlik yaptı. Çok önemliydi. Az önce bahsettiğim, yeni bir üst düzey açık ekonomi sistemi kurmak ve açık ekonomik sistemi kurmak için kazan-kazan iş birliklerini teşvik etmek orada alınan kararlardan bir tanesiydi.

Sistem belliyse, bütün tarafların beklentisi belli olacak. İnsanların kalp içindeki belirsizlikleri gider. Sistemin enerjisi sistemin yürümesine bağlı, Çin Komünist Partisi ve Çin hükümetinin yürütme gücü taraflarca çok iyi bir şekilde bilinmektedir.

Genel Kurul kararına göre, bizler karşılıklı yarar ve kazan-kazan açık strateji ilkesine bağlı kalmaya, birlikte inşa edilen ‘Kuşak Yol’ un yüksek kaliteli gelişimini teşvik etmeye, çok taraflı ticaret sistemini savunmaya, ekonomik, ticari ve yatırımın serbestleştirilmesi ve kolaylaştırılmasını ilertmeye devam edeceğiz.

‘Kuşak Yol’ ilan edildiğinden bu yana, Çin ve güzergahındaki ülkeler ile arasındaki mal ithalat ve ihracatın toplam değeri 6 trilyon doları aştı. Bu sayı Çin’in mal ticaretinin %27,4’ünü oluşturuyor. Çin’in güzergahındaki ülkelere direkt yatırımı 90 milyar doları ve yıllık ortalamada %5,2 oranında büyüme sağlandı. Güzergahtaki ülkeler ile olan projelerin cirosu 400 milyar doları ve bu ülkelerin Çin’e direkt yatırımı 40 milyar dolarınının üstünde bir rakamdır.

Çin, Türkiye'nin kalkınma beklentileri ve stratejik konumu konusunda iyimserdir ve bunun için birçok konuda emek sarf etmiştir.

Yaklaşık 1000 tane Çinli şirket Türkiye’de fabrika, şirket yada ofisini açtı.

2019 yılında, Çin’in ilgili merkez birimleri ile eyalet ve şehirler İstanbul'da 23 tanıtım faaliyeti düzenledi.

Chengdu, Wuhan ve Xi’an’dan İstanbul’a direkt uçuşlar başlattı.

Çin tarafı Çin-Avrupa yüklü tren seferleri Türkiye’den geçmek için büyük çaba gösterdi. Kiraz gibi Türk tarımsal ürünlerinin Çin pazarına girmesi de teşvik edildi.

Çin, Türkiye’de finans, liman ve lojistik alanlarında düzenlemeler yaptı, iki taraf için ekonomik ve ticari iş birliğin devasa iş birliğini dört gözle bekliyorum. Uygulamalarda asıl sonuçlar tam olarak ortaya çıkmadı. Beni de üzüttü. Değerlandirip nedenleri titiz titiz aradım. Yüksek yerel iş gücü oranı gereksinimleri, yatırım politikasındaki istikrarın yetersizliği, karışık gümrük prosedürleri gibi bir takım teknik konuların dışında, bir de genel atmosfer sorunu var.

Türkiye’de Xinjiang’ı diline dolaşarak, Çin’in itici çabalarına karşı sürekli azaltan bir Çin karşıtı gücü var, bazen aktif oluyor.

Bugünün teması ekonomi ve ticaret. Çok fazla zaman alıp ayrıntıya girmek istemiyorum. Sadece, yıllardır, Xinjiang'ın GDP büyüme oranının her daim ulusal büyüme oranından daha yüksek olduğunu belirtmek isterim. Ve Xinjiang, 2019 'un ilk 10 ayında 200 milyon yerli ve yabancı turist karşıladı, geçen yılın aynı dönemine oranla % 42.6 arttı. Xinjiang’daki gerçek durumlar bazıların suçladıkları gibiyse, herkesin bir daha düşünmesini isterim, bu sonuçlar bu şekilde elde edilebilir miydi?

Özetleyecek olursak, genel atmosfer sık sık bozulmaya maruz kalırsa, ekonomik ve ticari iş birlikleri ve iki halkın duygusuna olumsuz etkisini getirmesi kaçınılmaz. Çinli şirketler bu tarz röportajları gördüklerinde, ekonomik ve ticari iş birliği ya da projeler adına tereddüt edebilirler.

Çin’den 1 ay kaldım, yeni döndüm. Birçok Çinli şirket bana Türkiye ne durumda, Çin Türkiye iş birliklerini yapılabilir mi bu şekilde diye sordu.

Burada bulunan bütün herkes gün yüzü görmüş, neyin ne olduğunu bilen insanlar. Umarım herkes kendi tarafında, Çin tarafından finanse edilen işletmelerin Türkiye’de yatırım yapması ve faaliyette bulunması adına, Çin Türkiye ekonomik ticari iş birliğinin istikrarını için daha samimi, daha açık bir şekilde teşvik edebilmesi için bazı çalışmalar yapabilir.

Yalnızken hızlı olabilir, ama çokken daha uzaka gider. Biz beraber daha uzağa gitmeyi tercih ederiz, hep birlikte sürdürülebilir bir şekilde gelişmeyi tercih ederiz.

Çin ve Türkiye arasında birçok ortak nokta var. Çin tarafı, ortak kalkınmaya, zorluklara başa çıkmada iş birliği yapmaya hazır konumdadır. Çin, ekonomik küreselleşmede daha açık, daha hoşgörülü, daha kapsayıcı, dengeli ve kazan-kazan ilkesi yönünde kalkınmayı teşvik etmeye hazır.

Çin-Türkiye ekonomik ve ticari işbirliğinin ortaklaşa geliştirilmesi için Türk siyasi ve iş çevrelerinin desteğini içtenlikle bekliyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu da, gönüllü olarak Çin ve Türkiye arasında dostane ve somut iş birliklerini desteklemek için hizmet vermeye devam edecek.

Son olarak, Nevşehir Bürokratlar ve İş adamları Derneği’nin çalışma hayatına canlılık, Çin Türkiye dostane iş birliklerinde verimli sonuç diliyorum. Bütün misafirlerin yeni yılı kutlu olsun, bedenlerinde sağlık, yuvalarında mutluluk dolsun. Teşekkürler!

Arkadaşlara tavsiyeler
       Yazdir