Anasayfa   Başkonsolosluk Hakkında   Çin-Türk İlişkileri   Konsolosluk Hizmetleri   Ekonomik-Ticari İlişkiler   Çin Hakkında   Başkonsolosluğun Sorumlu Bölgeleriyle İlgili   İstanbul'a Gelmek İçin Bilmek Gerekenler 
   Ana Sayfa > Haberler
 
ABD'li "The Grayzone" Haber Sitesi Kurucusu Max Blumenthal: Komplo Teorileri ABD Halkını Çin'e Karşı Daha Büyük Husumete Sürüklüyor
2020/04/28
 

ABD'de bazı basın kuruluşları gerçekleri görmezlikten gelip, "Koronavirüs Çin'den kaynaklanıyor" ve "Virüs Wuhan'daki laboratuvardan sızıldı" gibi komplo teorilerini kurarken, ABD'nin bağımsız haber sitesi "The Grayzone" 20 Nisan'da yayınladığı uzun bir makalede, komplo teorilerinin kaynağı ve bunun yaratıcılarının gerçek amaçlarını açıkladı.  (https://thegrayzone.com/2020/04/20/trump-media-chinese-lab-coronavirus-conspiracy/) Makalenin yazarı Max Blumenthal, ABD'li ünlü bir muhabir aynı zamanda yazar, ayrıca "The Grayzone" sitesinin kurucusu. Max Blumenthal'in babası da yazardı ve Bill Clinton döneminde, Clinton'ın asistanı olarak çalıştı.

 

"The Grayzone" sitesinde yayınlanan haberler sadece COVID-19 ile ilgili değil. Site, Batı medyasında yer alan Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkındaki yalanlar için de derin araştırma sonuçlarını açıklamış ve yalanların aksini anlatmıştı. 24 Nisan'da, Max Blumenthal, Global Times'a röportaj verdi.( https://www.globaltimes.cn/content/1186692.shtml) İşte röportajın satırbaşları:

 

Global Times: Öncelikle "Koronavirüs Wuhan'daki laboratuvardan sızdı" komplo teorisi ile ilgili yayınladığınız haberden söz edelim. Çok sayıda Çinli okur bu habere ilgi gösteriyor.

 

Max Blumenthal: İlk olarak şunu belirtmeliyim, ABD'de hiçbir medya kuruluşu beni bu röportajı konuşmak üzere davet etmedi. Röportajımda ben ve meslektaşım Ajit Singh, Amerika'nın en büyük gazetesi olan Washington Post ve Fox News kanalının yer aldığı ve kışkırttıkları bu komplo teorisinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın da dahil olduğunu ve bu komplo teorisinin tamamen uyarlanmış olduğunu ispat ettik. Bu komplo teorisinin yaratıcılarıyla bunu tartışmaya davet edilmedik. Onlar Çin ile soğuk savaşı tırmandırmayı savunuyorlar ve bizim yazdıklarımız göz ardı edildi.

 

Geçtiğimiz iki günde, New York Times gazetesi ve Politico haber sitesinde "Çin yalanları nasıl üretiyor" ile ilgili çok sayıda habere denk geldik, bu haberlerin kaynağı hep "ismi açıklanamayan  ABD'li bir yetkili" diye geçiyor. Bu maalesef bir bilgi savaşı içinde bulunduğumuzu gösteriyor. Böyle bir "savaş" içinde, gerçeğin önemi kalmadı ve ABD'liler de gerçekleri öğrenmek çaba sarf etmeyecekler. Benim ve "The Grayzone"un amacı, basit gösterimler ile, ABD halkına ve İngilizce konuşan kamuoyuna dengeli bilgiler vererek, böyle bir savaşın, yaptırımın ve husumetli eylemlerin sonlandırılmasını sağlamaktır.

 

Yalanların yalan olduğunu göstermeye çabalıyoruz. Her gün yeni yalanlar ortaya çıkıyor, "özgürlük" ve "demokrasi" bahaneleriyle bu yalanlar gitgide yayılıyor. Eğer böyle haberleri takip ediyorsanız, bu haberlerde hep "ABD'li yetkililere göre" veya "kimi araştırmacılara göre" gibi söylemleri fark edebilirsiniz veya bu haberlerin bir makale ile ilintilendiğini görebilirsiniz. Bizim işimiz de bu haberlerin gerçek kaynağını araştırmak. Mesela, Washington Post gazetesinin bir haberinde Qiang Xiao adlı kişinin görüşü kullanıldı ve Xiao'yu "Bilim insanı" olarak tanıttı. Fakat böyle bir tanıştırma bana çok ilginç geliyor: Bilim insanı mı? Bir virüs araştırmacısı değil? Bir epidemiyolog da değil? O zaman, Xiao'nun Çin'e karşı taraflı tutumu olan birisi olduğunu düşünebilirim.

 

Bu konuda doğru tahmin ettik. Çünkü ben ve meslektaşım, Xiao'nun ABD'nin Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) tarafından finans edildiğini ortaya çıkardık. NED, ABD hükümetinin tüzel bir kuruluşu olarak, dünya çapında muhalif gruplara sermaye, destek ve eğitim veriyor. NED'in yaptıklarını açıklığa kavuşturmak için çok sayıda çalışma yapmıştık. Ronald Wilson Reagan'ın ABD Başkanı olduğu sürede, CIA tarafından kurulmuş NED, CIA'nın eskiden gizlice yaptıklarını açıkça yapmayı amaçlıyor. Kısaca, açık bir şekilde muhalif grupları destekliyor, geçen sene Hong Kong'da olduğu gibi. Bu yüzden, bu durum Washington Post'un haberinin yerinde olmadığını net bir şekilde gösteriyor.

 

Ben bir gazeteciyim, ABD'li basın kuruluşlarında 20 sene boyunca çalıştım, Irak Savaşı'na karşı çıktım, George W. Bush rejiminin yalanlarını açığa çıkardım. Neo-korumacılık hareketini biliyorum, bu hareket Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasında beslenmiş savaş yanlı bir harekettir, Washington'da büyük etkisi olan ayrıca Washington Post'ta az önce bahsettiğim haberi yapan yazar Josh Rogin'in de bu hareketin önemli bir üyesi olduğunu biliyorum. Kendisi daha öncesinde ABD Tokyo Büyükelçiliği'nde çalışmış, Çin'e karşı yeni soğuk savaşı savunan biridir. Ben Çin uzmanı veya Rusya uzmanı değilim, fakat ben ABD uzmanıyım, geçtiğimiz 20 yıl boyunca bizi durmayan savaşlara sürükleyen örgütleri ve insanları biliyorum, hatta tanıyorum. Bütün bunlar benim araştırmalarıma ve haber yapmama büyük avantaj sağladı.

 

Global Times: Medyanın asılsız haberleri, Amerikan halkının Çin'in asıl durumu anlamasını engelledi mi?

 

Blumenthal: Kesinlikle engelledi. Bu zamana kadar Çin'e hiç gitmedim. Wuhan'a gidip dolaşmalı, doktorlarla ve Wuhanlılarla konuşmalıyım. ABD'de, kendisini Çin konusunda uzman olarak tanıtan hiçbir kimse bunu yapamıyor. Birçoğunun Çin ile sürtüşmeleri artırmak için nedenleri var. Bazıları silah tüccarları tarafından finanse ediliyor, bazıları da Dışişleri Bakanlığı tarafından doğrudan finanse ediliyor, bazılarında antikomünist düşünce hakim, bazıları ise ÇKP'nin üstesinden gelmek istiyor. Bazıları ise, ABD'deki birçok istihdam fırsatının Çin'e transfer edildiğinden dolayı Çin'den memnun değil. Şahsen ABD'nin yerel olarak ürün üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendi maskemizi üretebilseydik, ABD salgınla mücadelede daha iyi performansı sergileyebilirdi. Ama şimdi bir siyasi hareket içindeler, amaçları yeni soğuk savaşın başlatılmasını ve Donald Trump ile eski Savunma Bakanı Mattis tarafından 2018 yılında önerilen "Savunma Stratejisi Raporu" nun uygulanmasını teşvik ediyor. Bu rapora göre, ABD ulusal savunma stratejisinin odağı artık terörle mücadele değil, ülkeler arasındaki stratejik rekabet yani bu da Çin ve Rusya ile rekabet demek oluyor.

 

Bundan hemen sonra, Çin hakkında gittikçe daha olumsuz haberler görmeye başladık ve ABD, Çinli Uygurların insan haklarıyla ilgilenmeye başladı. Xinjiang'da uzun yıllar süren terör ve şiddet olaylarında durum her zaman çok zordu fakat neden 2018 sonu ve 2019 başında birdenbire "Savunmasız grubun kötü vaziyetini" duymaya başladık? Aslında NED, onlarca yıldır Dünya Uygur Kurultayı'nı destekliyor, peki neden? Basın mensupları ve gazeteciler bunun sorusunu sormuyor, sadece yeni soğuk savaşın kopma noktalarını araştırıyorlar.

 

ABD'nin kamuoyu tepkisi geçen yıl ile karşılaştırıldığında, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, sol ve sağ kanat Çin'e karşı inanılmaz bir tavır değiştirdi. Şu anda, Amerikalıların% 70'i, Çin'in ABD için en büyük tehdidi oluşturduğuna inanıyor. Geçen sene bu oran %50 bile değildi. Yani Çin karşıtı bir propaganda izlendi. Ben Çin için amigoluk yapmıyorum, kendime Çin konusunda uzman da demiyorum ama ülkemde neler olduğunu, bu propagandanın ve yeni bir soğuk savaşın ABD için ne kadar tehlikeli olabileceğini anlayabiliyorum.

 

İki gün önce, New York Times'taki bir makale, Çin tanıtımını teşvik edeceği nedeniyle, Trump yönetiminin N95 maskelerinin ve diğer kişisel koruyucu ekipmanların Çin'den ABD'ye gönderilmesine izin verip vermeyeceğinden konusunda tereddüt olduğunu yazıyordu. Doğruysa, Çin'e karşı uyandırdıkları nefret nedeniyle Amerikalılar gerekli koruyucu ekipmandan yoksun kalacak. Salgını önlemenin ve kontrol etmenin tek yolu işbirliği yapmaktır, çünkü birbirimize bağımlı bir küresel dünyada yaşıyoruz. Üstelik ABD'nin güçlü bir ülke olan Çin'den tamamen "ayrıştırılmasının" imkansız olduğunu düşünüyorum.

 

Global Times: ABD'li siyasetçiler, bazı basın kuruluşları, düşünürler Çin karşıtı hareketlerini nasıl yönlendiriyorlar?

 

Blumenthal: Yine Washington Post gazetesinden örnek vereyim. 14 Nisan'da Josh Rogin'in makalesi yayınlandıktan sonra ABD'de iki parti siyasetçileri tarafından geniş çapta paylaşıldı. Ertesi gün, Fox News websitesinde benzer makaleler çıktı. Trump yönetiminin savaş çığırtkanı Mike Pempeo de makaleye destek verdiğini açıkladı. Aslında bu makalenin arkasında hükümet var. ABD'nin Pekin Büyükelçiliği aracılığıyla muhabirlere sözde "malzemeler" veriliyor, "Wuhan'daki laboratuvarda güvenlik sorunları olduğunu" iddia ediyorlar. Esasen, bu "malzemeleri" kendileri üretiyorlar. Fox News röportajında savaş çığırtkanı olarak tanınan Tom Cotton ekranda "Çin her ölümün hesabını vermeli", "Çin mutlaka cezalandırılmalı" gibi açıklamalarda bulundu. Fox News bir propaganda saldırısı başlattı, kanaldaki her spiker ekrana çıktığında Çin'i cezalandırmayı savunuyor, aslında onlar yeni soğuk savaşa, Cumhuriyetçi Parti'nin görüşlerini katmayı başardılar.

 

Bu nedenle, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın medyaya bilgi sızdırdığını, basının bu bilgileri kamuoyunu provoke etmek için kullandığını ve siyasetçilerin de Çin'e karşı daha sert ve husumetli politikanın uygulanması çağrılarında bulunduğunu açıkça görebilirsiniz.

 

Global Times: Bazı insanlar "The Grayzone" muhabirlerinin Çin için çalıştıklarını söylüyorlar, doğru mudur?

 

Blumenthal: Öncelikle, "The Grayzone" ABD kadar Çin için konuşmamaktadır. Biz savaş karşıtı insanlar ve Batı anlatısından şüphe duyanlar için konuşuyoruz. Bağımsız bir web sitesiyiz ve Batı propaganda mekanizmasını ve duyduğumuz hikayeleri araştırmak için çok çaba sarf ediyoruz. Bizi bir ülkeye daha fazla düşman eden hikayeleri defalarca duyunca, yani tehlike çanları çalınca, soruşturmaya ve üzerinde çalışmaya başladık.

 

"The Grayzone"ye önemli katkıda bulunan Ajit Singh, Çin karşıtı propaganda konusunda uzmandır. Kendisi Kanadalı ve şu anda eğitimine devam ediyor. Kendini Çin meselelerinde gerçek bir uzman olmaya adadı. Batı raporlarındaki haber kaynaklarına ulaşmaya çalıştı ve "Xinjiang Toplama Kampı" raporunun kaynaklarından birinin Çin karşıtı bir örgüt ve Washington'da yaşayan bir grup anti-komünist eylemci olduğunu, diğer bir kaynağın da ABD hükümeti tarafından desteklenen sağcı bir grubun üyesi olan Adrian Zenz olduğunu buldu. 

 

Xinjiang'a gitmediğimi vurgulamak isterim ve orada neler olduğunu bilmiyorum. Ama sorun şu ki, Amerikalıları Çin'in bir "Nazi" olduğuna ikna etmek için tasarlanmış aşırı abartılmış bir hikayeyi kabul ediyoruz ve bu hikaye bizi sadece savaşa götürecektir. Amerikan halkı ile konuşmak istiyorum, ama ne yazık ki, sadece Çin medyası benimle röportaj yapmak istiyor. Şimdilik durum bu şekilde.

 

Mutlaka Xinjiang'a bir turist olarak gitmeyi istiyorum. Ayrıca Wuhan'a da gitmek istiyorum. Ama şu an evdeyim ve bir aydır her yer kapalı olduğu için saçımı kestiremedim. Hükümetim bu durumu, Amerikalıların hakkında çok az şey bildiği bir ülkeyle savaşmamızı sağlamaya çalışarak kullanıyor, bu da beni korkutuyor. Benim yapabileceğim tek şey, Çin, Venezuela veya İran'ı hedef alarak Amerikan kurumlarını ve halkı kandıran insanları ifşa etmektir. Ancak Çin'i ABD'de eleştirmek politik olarak doğru görünüyor.

 

Global Times: İnternet sitenizin Amerikan karşıtı olduğu söyleniyor, bunu kabul ediyor musunuz?

 

Blumenthal: Ben Amerikan vatandaşıyım ve Washington'daki komşularımın çoğunluğu benimle aynı fikirde. Komşularım Afrika kökenli ve neredeyse hemen hepsi toplumdan dışlanmış durumda. Yurtdışında milyarlarca dolar harcayarak büyük bir imparatorluk inşa eden bir ülkenin onlara hiçbir şey getiremeyeceğini fark ettiler. Okurlarımızın çoğu Amerikalı, Amerikan halkının ve Batı halkının desteğini aldık. Başka bir deyişle, Latin Amerika halkının da desteğini aldık ve asıl onlar ABD emperyalizminin mağduru durumundalar. Bence Amerikalıların tek yapması gereken halka karşılık vermeyen bir imparatorluğu meydana çıkarmaktır. Salgın patlak verdikten sonra, "Theodore Roosevelt" uçak gemisindeki denizciler gibi askeri personel de dahil olmak üzere çok sayıda insan ABD hükümeti tarafından satıldı. Onları umursuyoruz, bu bizi gerçekten ilgilendiriyor.

 

Global Times: Olağanüstü röportajlar yayınladığınız için baskı altında mısınız veya eleştiriliyor musunuz?

 

Blumenthal: Evet, ciddi eleştirilerle, hakaretlerle ve sözlü tacizle karşı karşıyayız. Bazı insanlar "soykırımı" savunduğumuzu, "Çin'i ve diğer faşist ülkeleri desteklediğimizi" iddia ediyor, Venezuela ve Küba'dan para aldığımızı ileri sürüyorlar. Birçok sahte suçlamadan dolayı ciddi baskı altında kaldık. Hatta Venezuela muhalefetinin sahte suçlamaları nedeniyle Washington'da tutuklanıp hapse girdim. Yazarlarımız sıklıkla sosyal medyada hakaretlere maruz kaldı. Ama doğru gerçekler hususunda bizi suçlayamazlar veya bizimle tartışamazlar. Bazı eleştirmenlere tartışma fırsatı veriyoruz, genellikle "hayır" diyorlar.

 

Global Times: Neden "The Grayzone"yi kurdunuz ve yönetimi nasıl sürdürüyorsunuz?

 

Blumenthal: "The Grayzone" 2015 yılında ABD dış politikasının hatalarını ve bu hataların ülke üzerinde etkisini ortaya çıkarmak için kuruldu. Kuruluşundan bu yana, ABD'yi savaşa sürükleyebilecek bazı konuları tartıştık, bu da tartışması en zor konulardan birisi. Suriye vekil savaşı, ABD'nin Nikaragua darbesine ve oradaki şiddet faaliyetlerine yönelik fon ve desteğini ve 2018 Venezuela darbesine yol açan faktörler gibi konuları gün yüzüne çıkarmaya yardımcı olduk. İnsanlar yalanlarla aldatıldıklarında diğer ülkelere karşı daha güçlü bir düşmanlığa sahip oluyor, ve bu durumu fark etmiyorlar, bu yüzden yalanları ortaya çıkarmaya yardım ediyoruz. Yorum yapmıyoruz, sadece rapor ve analizleri yayınlıyoruz. Biz bağımsız bir web sitesiyiz, herhangi bir ülkeden veya herhangi milyarderden destek almıyoruz sadece okuyucuların bağışlarını kabul ediyoruz.

 

Global Times: Salgın sonrasında Çin-ABD ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Blumenthal: Daha önce de söylediğim gibi, ABD hükümetinin savaş yanlılarını için, ABD'deki COVID-19 salgını, Çin'e karşı soğuk savaşı sıcak savaşa dönüştürme fırsatı gibi görünüyor. Sonucun ne olacağını bilmiyoruz. Çin ile doğrudan geleneksel savaşa girme imkânları yok, ama Huawei'yi yasaklayan, tarifeleri artıran, aynı zamanda Çin'i "insan haklarını ihlal etmekle" suçlayan, Batı Pasifik'e daha fazla sayıda uçak gemileri yollayan bir "hibrit savaşı" görüyoruz. Gelecekte böyle şeyler daha fazla olabilir.

 

Irak Savaşı sırasında birçok insan savaşı protesto etti. Çünkü akıllarında bu bir "Cumhuriyetçi Parti'nin Savaşı" idi. Çin'e karşı yeni Soğuk Savaş, Sanders'ın destekçileri de dahil olmak üzere birçok Demokrat ve Cumhuriyetçi tarafından aynı anda desteklendi ve bunun iki taraf arasında "geçici barışa" neden olduğu söyleniyor. ABD-Çin çatışması en korkunç yüzleşmedir ve sorunlar ortaya çıktığında nükleer savaş haline gelebilir.

 

 

Arkadaşlara tavsiyeler
       Yazdir